Tatar: Doğu Akdeniz’de işbirliği elzem
Eklenme Tarihi: 05 Mart 2021

Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, Avrupa Birliği Dışilişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi JosepBorrell ile iki saat süren bir görüşme yaptı.

Görüşmenin arından açıklamalarda bulunan Cumhurbaşkanı Tatar, Borrell ile yapıcı ve verimli diye nitelendirdiği görüşmede bazı çetin ve kritik tartışmalar olduğunu da söyledi.

Tatar “Sayın Borrell’e öncelikle, hem Kıbrıs Adası’nda hem de Doğu Akdeniz Bölgesi’nde güvenlik, istikrar ve işbirliği ortamının yaratılmasının elzem olduğunu ifade ettim. Kendilerinin de paylaştığı bu hedeflere ulaşabilmemiz için şart olan en önemli unsurun, AB’nin mevcut gerçekler ışığında taraflara yaklaşması olduğunu söyledim. -Kıbrıs Türk Halkının özünde var olan egemen eşitliği ve eşit uluslararası statüsüne saygı gösterilmesi gerektiğinde ısrarcı olduğumuzu da anlattım” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Tatar, 5+BM gayri resmi toplantısına hem yer hem de tarih olarak diğer 4 katılımcı gibi Kıbrıs Türk tarafının da onay verdiğini ve bu toplantının 27-29 Nisan tarihlerinde Cenevre’de yapılacağını hatırlatarak, toplantının amacının Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri’nin şahsına gönderdiği davet mektubunda da açıkça ifade edildiği üzere iki taraf arasında resmi müzakerelere geçilip geçilemeyeceğini tayin edecek ortak zemin arayışı olduğunu vurguladı.

Tatar, “Şu an taraflar arasında anlaşılmış bir ortak müzakere zemini bulunmamaktadır. Yeni vizyonumuzu paylaştığım Sayın Borrell’e, Kıbrıs Türk tarafı olarak bizim bu toplantıya kararlı ve yapıcı bir şekilde hazırlandığımızı, iki devletin egemen eşitliği ve eşit uluslararası statüsü temelinde, adil, gerçekçi ve sürdürülebilir bir çözüm için ortaya koyduğumuz vizyonu ayrıntılı olarak katılımcılara aktaracağımızı ifade ettim. Biliyorsunuz bizim yeni vizyonumuz içerisindeki en önemli unsur iki devlet arasında bir iş birliği ilişkisi kurmaktır.”

Cumhurbaşkanı Tatar, Borrell’e 5+BM gayri resmi toplantısına Avrupa Birliği’nin katılımını kabul edemeyeceklerini söylediğini de ifade etti.

Tatar “Sayın Borrell’e ayrıca 5+BM gayri resmi toplantısına AB’nin katılımını kabul edemeyeceğimizi de söyledim. Biliyorsunuz hem Yunanistan hem de Güney Kıbrıs AB üyesidir. AB’nin bu toplantılarda tarafsız şekilde yer alması gerçekçi değildir. Gayri resmi toplantıya BM, iki taraf ve 3 Garantör ülkenin katılacağı herkesin malumudur. Ancak ikili görüşme isterlerse bunun mümkün olabileceğini de söyledim” dedi.

Görüşmede hellim konusunun da ele alındığını kaydeden Cumhurbaşkanı Tatar, hellim konusundaki denetimleri yürütecek kişilerin ya Avrupa Birliği Komisyonu ya da iki lider tarafından atanmasını önerdiklerini söyledi.

Tatar “Son zamanlarda AB ile en fazla mesai yaptığımız konu Hellim konusudur. Hellimin Coğrafi Tescili ve Yeşil Hat üzerinden ticaretiyle ilgili son detaylar kalmıştır. Rum tarafı süreci geciktiren bazı konularda sorun çıkartmaktadır. Bizim bugün de vurguladığımız şekliyle, Yeşil Hat kapsamında diğer ürünlere uygulanan metodun Hellim için de geçerli olması gerektiğidir. Özellikle Yeşil Hat ticaretinde gerekli olan denetimi yapacak olan denetçilerin ya Komisyon tarafından ya da iki Lider tarafından atanması gerekmektedir. Beklentimiz bu konunun gayri resmi toplantı öncesi çözülmesidir” dedi.

Cumhurbaşkanı Tatar, Rum tarafının AB vatandaşları dahil olmak üzere kişilerin KKTC’ye geçişinde sorunlar çıkardığını ve buna da gerekçe olarak pandemi önlemlerini gösterdiğini belirterek Yeşil Hat Tüzüğü'ne de aykırı bu uygulamanın sonlandırılması gerektiğini ifade etti ve AB’nin bu konuda Rum tarafına gerekli uyarıları yapmasını talep ettiklerini söyledi.

Yeşil Hat ticaretinin en önemli ürünlerinden olan patates ticaretinde de sorunlar yaşandığına dikkati çeken Tatar “bu sorun AB Komisyonu tarafından atanan denetçi listesinde sadece bir kişi kalmış olmasıdır. Bahse konu teknik görevli ekim zamanı gelemediğinden yaklaşık 2000 ton patatesin ticareti yapılamamaktadır. Sayın Borrell’den bu konunun acil ve pratik şekilde çözümüne yönelik girişim yapmasını istedik” diye konuştu.

AB’nin Covid-19 etkileriyle ekonomik olarak mücadele kapsamında bir kurtarma paketi hazırladığını ve bu paket kapsamına, çok yıllı kaynak paketiyle birlikte, Güney Kıbrıs’a 2.7 milyar Euro'luk bir pay ayrıldığını anlatan Tatar, kendilerinin aldıkları kararla hayata geçirdikleri mali yardım tüzüğü kapsamında KKTC’ye çok yıllı program çerçevesinde 7 yıl için ayrılan miktarın 240 milyon Euro olduğunu ve bu miktarın aynı kaldığını söyledi.

Tatar “Kendilerinden talebim, aynı Güney Kıbrıs’a yaptıkları gibi tarafımıza da kurtarma paketinden pay ayrılmasıdır. Böylesine bir durum iki taraf arasındaki ekonomik farklılıkların giderilmesine de yardımcı olacaktır. Borrell’e hem KKTC hem de Güney Kıbrıs’ın pandemiden ekonomik olarak zarar gördüğünü, iş birliği yapmamız halinde de bu zararları daha hızlı şekilde kapatabileceğimizi aktardım. Örneğin bunun, turizm alanında müşterek atılacak pratik adımlarla başlanabileceğini ve bu doğrultuda geçiş kapılarının eski düzenlemeleriyle yeniden açılabilmesine yönelik Kıbrıs Rum tarafıyla iş birliği yapmaya hazır olduğumuzu belirttim” değerlendirmesinde bulundu.

Aşılar konusunda ise Cumhurbaşkanı Tatar, aşıların Rum tarafının gereksiz engellemesi dolayısıyla istenilen şekilde Kıbrıs Türk tarafına iletilemediğini söyledi ve Borell’den bu konuda girişim yapmasını istediklerini belirtti.

Tatar “AB’nin tüm ada için gönderdiği aşılardan Halkımıza ayrılanın çok altında bir rakam şu anda kadar iletilmiştir. Bugün gelen aşılarla birlikte bu rakam 10.570 dozdur. Yani AB kaynaklarından takip ettiğimiz üzere Rum tarafının elde ettiğinin ancak 10’da biridir. Bu yanlışlığın bir an önce düzeltilmesi için Borrell’den girişim yapmasını istedik. Aynı durum hızlı test kitleri için de geçerlidir. Tarafımıza iletileceği duyurulan 75.000 test kiti hala iletilmemiştir.

Cumhurbaşkanı Tatar Borell ile Kıbrıs konusu ve Doğu Akdeniz konusunu da ele aldıklarını belirtti.

Tatar, “Bildiğiniz üzere Rum tarafının tahakkümcü ve paylaşmayı reddeden tavrından dolayı Doğu Akdeniz bölgesinde bir gerginlik hakimdir. Türkiye Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan bu konuların halli için bölgesel bir hidrokarbon önerisi yapmıştır. Sayın Borrell de bu fikrin yaşama geçmesi için uğraşanlardan biridir. Biz kendisine Rum tarafıyla eşit seviyede ve statüde bölgemizin barış ve istikrarına katkı sağlayacak bu toplantıya katılmaya hazır olduğumuzu bir kez daha ifade ettik” dedi.