Meclis’te Hükümet programının görüşülmesine devam ediliyor
Eklenme Tarihi: 17 Aralık 2020

Meclis Genel Kurulu toplantısında hükümet programının görüşülmesi devam ediyor.

Görüşmeler sırasında CTP Milletvekili Doğuş Derya da kürsüye çıktı. Derya, hükümet programını çerçeveleyen ruh haline değinerek, Cumhurbaşkanlığı seçimlerine referandum muamelesi yapıldığını; müdahale ile seçildiğini söylediği Ersin Tatar’ın ve parti politikalarının, devlet politikası gibi sunan bir ideolojik arka planla karşı karşıya olunduğunu savundu.

“Demokrasiyi bu kadar yaralayan müdahale süreçlerine daha önce şahit olunmadı, bunu koalisyon vekilleri de dile getirdi” diyen Derya, bu şekilde toplumsal iradenin yara aldığını söyledi.

“İki devletli çözüm”den bahseden Türkiye’nin, Kıbrıslı Türkler adına değil, Kıbrıslı Türkler ile birlikte konuşması gerektiğini söyleyen Derya, “Kıbrıslı Türk toplumunun geleceği ve iradesi bir müzakere kuponu değildir” dedi.

Derya, Türkiye’nin enerji denkleminden dışlanması kabul edilebilir olmasa da bunun bir gerginlik politikası, savaş gemisi diplomasisi zeminine çekilmesinin yanlış olduğunu söyledi. AB ve ABD’nin Türkiye’ye karşı giderek yükselen bir yaptırım stratejisi uygulayacağını anlatan  Derya, Türkiye’nin daha fazla yalnızlaşmaması için Kıbrıs sorunu konusunda açılım getirecek federal çözüme ihtiyaç olduğunu kaydetti.

Derya, federasyonun 50 yıldır değil, sadece eski Cumhurbaşkanları Talat ve Akıncı’nın dönemlerinde  görüşüldüğünü söyledi, iki devlet konusunda söylenenlerin Rum lider Anastasiadis sanki çözüm istiyor da Kıbrıs Türk tarafı istemiyor gibi bir görüntü yaratılmasına neden olduğunu ileri sürdü.

Maraş meselesinin başından itibaren, Kıbrıs Türk makamlarının dışlandığı bir süreç olduğunu iddia eden Derya, Kıbrıslı Türkleri uluslararası hukuk açısından yalnızlaştıracak adımlar yerine daha akıllıca adımlar atılması gerektiğini söyledi.

Ülkenin gündeminde olmayan bazı konuların gündeme ithal edildiğini söyleyen Derya, yüzde 10 baraj konusuna değinerek, temsili demokraside belirli bir toplumsal kesim Meclis’te temsil edilemezse totaliter yönetim halinin ortaya çıktığını ifade etti, yüzde 10 barajının buna yol açacağını anlattı.

Doğuş Derya, siyasetin kamu faydası için yapıldığı durumlarda, eğer küçük parti örneğin “Yeşiller” gibi bir partiyse iktidar partilerinin çevre konusundaki adımlarını denetleme konusunda önemli olacağını söyledi.

Vatandaşlık politikasının ülke ihtiyaçlarına uygun şekilde ırk, dil, din, cinsiyet ayrımı yapmadan belirlenmesi gerektiğini anlatan Derya, İçişleri Bakanlığı altında sosyal entegrasyon bürosu kurulmasına ihtiyaç duyulduğunu, ülkede artık farklı dilleri konuşan kişilerin de vatandaşlık hakkı elde ettiğini söyledi.

Beyaz kimlik konusunun da ele alınması gerektiğini ifade eden Derya, ülkenin kaldırabileceği nüfusa ulaştığını kaydetti.

Mavi kimlik politikalarının ırkçılığa neden olduğunu söyleyen Derya, KKTC vatandaşları bir yabancıyla evlendiğinde o kişi vatandaş olabilecekken, kuzeyde yaşayan Rumların evlendiği Kıbrıslı Rum ve Maronitlerin mavi kimlik alamadığını, 30 günde bir sınırı geçmek zorunda kaldığını anlattı.

Maraş’ın Kıbrıs Türk turizmine katılacağının dile getirildiğini ifade eden Derya, buna “dark tourism” denmesinden utandığını söyledi, bir toplumun acı ve gözyaşları üzerinden turizm satılamayacağını kaydetti.

Bütün dünya küresel ısınma, gıda kıtlığı gibi konuları konuşurken, KKTC’de gündemin inşaat olduğunu anlatan Derya “İmar Planı rant hesapları ile ertelendi, tarımsal arazilere önem verilmedi” dedi.

Her şeyin çıkar çevrelerinin ihtiyaçlarına göre şekillendirildiğini söyleyen Derya, bakan atarken kriter aranmazken üst düzey yöneticilerde kriter aranmasından bahsedildiğini kaydetti.

Derya teşvik sisteminin gelişmeye çalışan ve istihdam yaratabilecek alanlara yönlendirilmesi gerektiğini belirtti.

Şiddete müdahale birimlerinin geliştirilmesi gerektiğini ifade eden Derya, gıda güvenliği ile ilgili teşkilatlanmanın tamamlanması gerektiğini kaydetti.

Derya Vakıfların Ekonomi ve Enerji Bakanlığına neden bağlandığını sordu.

Kıbrıslı Türklerin hakkı olan aşıların gelmesi için Cumhurbaşkanı Ersin Tatar’ın adım atması gerektiğini dile getiren Derya, pandemiyle ilgili kararların sürekli değiştiğini, neyin neden yapıldığının da açıklanmadığını anlattı.

Hükümet programında yaşlı bakım evi konusunda bir plan görmediğini kaydeden Derya, kreş ve yaşlı bakım evleri konusunda adım atılması gerektiğini dile getirdi.

Derya, kadına yönelik şiddetin engellenmesi için gerekenin yardım vererek sadaka kültürü oluşturmak değil, sosyal destek mekanizmaları kurulması olduğunu anlattı.

Daha sonra TDP Milletvekili Zeki Çeler kürsüye çıktı. Hükümetin bir seçim hükümeti olduğunu ancak 28 sayfalık bir hükümet programının ortaya konduğunu kaydeden Çeler “Aslında 6 sayfa olsa ve her ay bir sayfayı hayata geçireceğiz dense daha inandırıcı olurdu” dedi.

Çeler, “UBP’nin olduğu hükümetlerde yapılan siyasetin toplumun bütününe hizmet edecek şekilde değil, bireysel ve zümresel destekler üzerinden kurulduğunu” savundu.

Ülkede ekonomiyi canlı tutmak adına neler yapılması gerektiğiyle ilgili gerek Meclis’te gerek sosyal medya ve basında, gerek ilgili bakanlarla görüştüklerini dile getiren Çeler eğitim ve turizmin ekonomiye faydasının ortada olduğunu ancak pandemi sürecinde yeterli çalışma yapılmadığı için sıkıntı yaşandığını kaydetti.

Yerel vakalarda bir artış başladığına işaret eden Çeler bunun tekrar bir kapanmayı getirmesi halinde zar zor ayakta duran sektörlerin batacağını belirtti.

QR kodlu bilekliklerin gerekliliğini daha önce de ifade ettiklerini söyleyen Çeler, bu sistemin çok daha akıllıca olacağını dile getirdi.

Kapalı kalınan sürede yaşananlardan hiçbir ders çıkarılmadığını dile getiren Çeler, “En azından kayıt altında olan sektörlerde hangi sektörde hangi milletlerden çalışan var, nerede nasıl yaşıyorlar hepsinin istatistiki verileri çıkarılması gerekir ki tekrar kapanma yaşanırsa atılacak adımlar, ödenecek sosyal destekler için hazır bir veri tabanı bulunsun” dedi.

Öte yandan bunlar yapılmadığı için turizm ve diğer tüm sektörlerin kapanma noktasına geldiğini anlatan Çeler, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın enkaz halde olduğunu ifade etti. Çeler “Bakan Çağman bir gol de asgari ücretten yedi” dedi.

Çeler eğer QR kodlu bileklik gibi doğru adımlar atılmış olsa eğitim ve turizm sektörlerindeki sorunların yaşanmayabileceğini anlattı.

Çeler pandemi konusunda halka maske takma ve kalabalıkta bulunamama görevi düşerken hükümete de ekonomi ve benzeri alanlarda denetim mekanizmalarını hayata geçirmek düştüğünü söyledi.

Yaşanan siyasi ve ekonomik müdahaleler konusunda cesaretle hareket etmek gerektiğini dile getiren Çeler, “tekrar iktidar olmak için değil toplumun iktidarı için çalışmak” gerektiğini kaydetti.

Türkiye’yle “bağımlı değil bağlı” bir ilişki kurulması gerektiğini söyleyen Çeler bu durumda kimsenin Türkiye’ye sırt çevirmeyeceğini belirtti.

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın zor bir bakanlık olduğunu anlatan Çeler, Bakan Çağman’a kolaylıklar diledi.

Çeler oylamada ret oyu vereceklerini söyledi.

HP Milletvekili Gülşah Sanver Manavoğlu ise, UBP ile kurdukları koalisyon hükümetinin belirli bir süre uyumlu hareket ettiğini ancak seçim sürecine girildiğinde işlerin karıştığını kaydetti.

Cumhurbaşkanı Ersin Tatar’ın Başbakanlıktan ayrılırken vekâlet vermeyi aklına getirmediğini, öte yandan Başbakanlık müsteşarlarının da bu konuda kendisini uyarmadığını söyleyen Manavoğlu, “40 yıldır ülkeyi yöneten ve her şeyi bildiğini söyleyen UBP”nin kendi başkanına vekâlet ver demediğini” söyledi, bu uyarının neden yapılmadığını sordu. Manavoğlu Başbakan Saner’e de Cumhurbaşkanı’na bu uyarıyı neden yapmadığı sorusunu yöneltti.

Ağustos’tan beri kurulmaya çalışılan azınlık hükümetinin 3’üncü denemede hem HP’den bazı vekiller hem de Koral Çağman “kandırılarak” kurulduğunu savunan Manavoğlu, YDP bir bakanlık almasına rağmen basındaki açıklamalarına bakılırsa Bakan Erhan Arıklı’ya 3  bakanlık verildiğinin görüldüğünü söyledi.

Manavoğlu, Arıklı’nın konuşmalarından kendisinin ekonomi, maliye, içişleri bakanlıklarının sorumlusu ve hükümet sözcüsü olduğunun görüldüğünü ileri sürdü.

Manavoğlu, Meclis nisabı ve Meclis çalışmaları konusunda bugün ders veren kişilerin daha önce HP tarafından sunulan içtüzük değişikliği önerisine komitede yeşil ışık vermediğini söyledi.

“Çeşitli yardım ve dokunuşlarla kurulan yeni hükümetimiz ve özene bezene hazırlandığı çok net olan bakanlar kurulumuzun mali kaynak ve 13’üncü maaş konularında sorun yaşayacağını düşünmezdim” diyen Manavoğlu, eğer kaynak bulunmazsa Maliye Bakanlığında bu ay ve sonrası için ciddi sıkıntının söz konusu olduğunu dile getirdi.

Kamu maliyesiyle ilgili rakamlara değinen Manavoğlu acilen 500 milyon TL kaynak bulunmasına ihtiyaç olduğunu söyledi.

Şu ana kadar Türkiye’nin kamu maliyesi için Ziraat Bankasına 400 milyon TL gönderdiğini bunun 334 milyon TL’sinin bankada bloke durumda olduğunu kaydeden Manavoğlu bunun serbest bırakılması için ne yeni bir hükümete ne de bütçenin geçirilmesine ihtiyaç olduğunu bu rakamın 2020 protokolüne ait bir rakam olduğunu kaydetti.

Manavoğlu Merkez Bankası’ndan kar paylaşımından kalan para ile bu bloke olan paraya ulaşım sağlanırsa Aralık ayı için çözüm bulunabileceğini dile getirdi.

Bu hükümet programında Başbakanlık Denetleme Kurulu’nun sonuçlandırdığı araştırma dosyaları ve diğer yolsuzluk dosyalarına dair hiçbir ibare bulunmadığını söyleyen Manavoğlu istihdamlarda fırsat eşitliği gözetilecek dendiğini ancak yasa yapılacak denmediğini belirtti.

Pandemi hastanesi yapıldığını ancak personel atanmadığını kaydeden Manavoğlu eğer altyapısı tamamsa pandemi bölümünün ilgili personelle birlikte pandemi hastanesine aktarılması gerektiğini söyledi.

15 Aralık- 15 Şubat döneminin gribal hastalıkların zirve yaptığı dönem olduğunu kaydeden Manavoğlu, test kapasitesinin düşürülmemesi ve ilk hastalar çıktığında o bölgelerdeki testleri artırmak gerektiğini söyledi.

Verilerin Sağlık Bakanlığı sayfalarına geç düştüğünü dile getiren Manavoğlu, yerel vaka sayısının içerisinde daha önce temaslı olup karantinada olan kaç kişi, halkın içinden tespit edilen kaç kişi gibi detayların ve bölgelerle ilgili bilgilerin verilmesini istedi. Manavoğlu bunun vatandaşın daha güvende hissetmesine yardımcı olacağını kaydetti.

Manavoğlu, önümüzdeki dönemin ekonomik açıdan sıkıntılı geçeceğini ancak pandemi konusunda yüzüp yüzüp sonuna gelindiğini, eğer Mart ayına kadar herkes kendisini korursa ve devlet yetkilileri gerekeni yaparsa Mayıs’tan sonra ülkeyi güzel günler beklediğini düşündüğünü ifade etti.

Para konusunu Maliye Bakanının çözeceğine inanç belirten Manavoğlu, beyan edilen vergilerin toplanmasının önemine de işaret etti.

CTP Milletvekili Armağan Candan  konuşmasına, kurulan hükümette ülkenin yarısının temsil edilmediğini ileri sürerek, kabinede  kadın ve 55 yaşın altında birinin olmadığını söyledi.

13. maaş konusunda son günlerde yapılan açıklamalar konusuna değinerek, Başbakan Yardımcısı ve Başbakanın bu konuda konuştuğunu, ancak Maliye Bakanı’nın bir açıklama yapmadığını belirten Candan, seçim öncesinde yapılan istihdamlara da değindi.

Hükümet programında Ekim ayında erken seçim yapılacağının yazıldığını, ancak bu hükümet güven oyu almadan başka seçim tarihleri verildiğini savunan Candan, yapılan açıklamaların tek bir ağızdan yapılmasının önemine işaret etti.

Dünyada olduğu gibi Kuzey Kıbrıs ve Güney Kıbrıs’ta vakalar artarken, Covid 19 aşısı konusunda yapılan çalışmalar ve girişimler hakkında bilgi istediklerini kaydeden Candan, dün itibarıyla pfizer ve AB’nin aşı konusunda Kuzey Kıbrıs’tan istediği bilgilerin iletilmediğini ileri sürdü.

Güney’in yapacağı aşılama takvimi konusunda bilgiler veren Candan, Kuzey Kıbrıs’ın bunun bilgilendirmesini yazılı olarak yapması gerektiğini vurguladı.

UBP Milletvekili Özdemir Berova, yerinden söz alarak, 30 bin aşının muhafaza edileceği buzdolaplarının  çalışır halde olduğu ve teknik altyapının hazır olduğu bilgisini verdi.  Berova, bunun ilk etapta yapılan çalışma olduğunu, daha fazlası için ihale sürecinin devam ettiğini kaydetti.

Berova, pandemi hastanesinin de Çarşamba günü hizmete açılacağı bilgisini, Sağlık Bakanı Ali Pilli’den aldığını aktardı.

Hastanede görülen vakaların bir an önce önüne geçilmesi, pandemi hastanesinin de bir an önce aktif hale getirilmesi gerektiğine işaret eden Candan, askerde bütün izinlerin iptal edildiğini, bu konuda ciddi sıkıntılar yaşandığını ifade etti.

Başbakan Yardımcılığı, Ekonomi ve Enerji Bakanlığı’na bağlanan Spor Dairesi’nin, durma noktasına gelen bazı branşların yeniden hayata geçirilmesi konusunda çalışmalar yapması gerektiğini ifade eden Candan, hükümet programında Covid-19 dikkate alınarak eğitime özel bir vurgulama yapılmamasını da eleştirdi.

Candan, her şeye rağmen Kıbrıs Türk halkının iyiliği için hükümete başarılar diledi.

CTP Milletvekili Sıla Usar İncirli de Mecliste yaptığı konuşmada, hükümet programındaki dil bilgisi hatalarını eleştirdi.

Hükümet programında dil bilgisi hatalarının olmasının kabul edilemez olduğuna işaret eden İncirli, covid 19 salgının haftalar içinde tüm hayatın akışını değiştirdiğini, salgın içinde kurulan hükümetin ülke üzerindeki başta ekonomik ve sağlık olmak üzere tüm sorunlara cevap vermesi gerektiğini belirtti.

Hükümetin yeni normali değil, normal bir zaman içinde olma hevesi içinde olduğunu ileri süren İncirli, azınlık hükümetinin programının, sanki seçim hükümeti değil de, 5 yıllığına seçilmiş bir hükümet gibi hazırlandığını söyledi.

Hiçbir şey olmamış gibi bir program hazırlanmasını eleştiren İncirli, şu anda Ocak 2018’deki bir iradenin olmadığını, o sandıkların bugün bir hükmü olmadığını savundu.

Sağlık konusuna değinen İncirli, bu salgın sürecinde ülkeye bazı ifadelerin damgasını vurduğunu anımsatarak, bu süreçte bilimin gerçeklerinden uzak ifadeler kullanıldığını kaydetti.

Eğer bu süreç sadece hasta sayısı üzerinden değerlendirilirse, yanlış sonuçlar ortaya çıkabileceğini ifade eden Sıla Usar İncirli, pandemide en temel ihtiyacın yatak sayısının artırılması olduğunu söyledi.

Lefkoşa Dr. Burhan Nalbantoğlu Devlet Hastanesi’nde görülen vaka sayılarına değinerek, hastanenin çökmek üzere olduğunu, perifer hastanelerinden personel çekilmeye çalışıldığını söyleyen  İncirli, önemli olanın açılış yapmak değil, önemli olanın pandemi hastanesinin hizmete girmesi olduğunu vurguladı.

Bugün hastanede başka büyük bir risk daha olduğunu, acile giriş yeri ile covid hastalarının giriş yerinin aynı olduğunu, bunun bir an önce ayrılması gerektiğini vurgulayan İncirli, “Bu hastane bizim için bugün gereklidir. Hastanenin içinde bir bulaş zinciri başlamıştır. Bundan dolayı hem çalışanlar, hem de hastalar çok ciddi bir sıkıntı içindedir” dedi.

Pandemi hastanesinin armağan da olsa maliyetinin bilinmesi gerektiğini vurgulayan İncirli, hükümet programının UBP-HP hükümeti dönemindeki hükümet programının aynısı olduğunu öne sürdü.

İncirli, yeni hükümetin programda değişiklik  yapmadığını, bazı maddelerin  ise unutulduğunu, unutulanların da çok önemli teşkilat yasaları olduğunu iddia etti, kendilerinin de bunların takipçisi olacaklarını dile getirdi.

Önümüzdeki süreç için sağlık merkezlerinin hazırlanmasının önemine işaret eden İncirli, aşılama takvimi ve programlanmasının bir an önce tamamlanması gerektiğini vurguladı.

Pandemi sürecinin yönetimi konusuna da değinen İncirli, kararlar alındığı zaman, bazı insanların çok büyük mağduriyetler yaşayabildiğini, hükümetin yapması gerekenin karar alındığında süreci iyi yönetebilmek, insanların mağduriyetlerini giderebilmek olduğunu kaydetti.

İncirli, alınan kararlarla toplumun bütünlüğünün korunması gerektiğini, insanları ayırmamak gerektiğini vurguladı.

Hasara uğramış bir demokrasi, gerçeklerden kopuk bir hükümet programı olduğunu savunan İncirli, tüm bunlara rağmen hükümete başarılar dilediğini belirtti.

Meclis Genel Kurulu toplantısının geç saatlere kadar devam etmesi bekleniyor.