Nami BRT’de siyasi gündemle ilgili değerlendirmelerde bulundu
Eklenme Tarihi: 29 Mart 2021

CTP Milletvekili Özdil Nami BRT’de 14. Saat programına katılarak siyasi gündemle ilgili değerlendirmelerde bulundu.

 

İşte CTP Milletvekili Nami’nin söylediklerinden öne çıkan başlıklar:

 

“Cumhurbaşkanlığı makamı ülkenin birlik ve beraberliğini temsil eden bir makamdır. Onun ağırlığını, hak ettiği ağırlığı vererek cumhurbaşkanının davranmasını bekliyoruz. Umarım önümüzdeki 5 yıl böyle geçmez”….

Nami, TKP Genel Başkanı Çakıcı’nın CTP’ye yönelik sert sözleri ile ilgili soruya da şu yanıtı verdi.

“Birlik olalım, ortaklaşa bu mücadeleyi verelim” derken samimi iseniz bu çağrıyı yaptığınız insanlara böyle sıfatlarla hitap etmezsiniz. CTP’nin kimseden cesaret dersi alacak bir hali yok. Bizim bugünlere gelmek için verdiğimiz mücadeleyi en iyi toplum bilir.  Bunu da ben birazcık aslında sayın cumhurbaşkanının gündem olma çabalarının diğer uçtaki yansıması olarak görüyorum. Bu şekilde olmaz. Evet, çok ciddi bir dönemden geçiyoruz. Bahsettiğim ekonomik ve sağlıkla ilgili krizler bir yana işte geleceğimiz ne olacak? Acaba Türkiye’nin Kuzey Kıbrıs’la ilgili düşünceleri nedir? Kimliğimizi muhafaza edebilecek miyiz? Çocuklarımıza nasıl bir miras bırakacağız? Bunlarla da ilgili ciddi endişelerimiz olan bir süreçten geçiyoruz. O zaman benzer görüşte olduğunu iddia eden arkadaşların kullandıkları lisanda daha yapıcı olmaları özlenir. Bu konuda da CTP yine akıl yolunda, sakin ve toparlayıcı bir uslüple gitmeyi bugüne kadar tercih etti. Bizi bundan söküp başka uç noktalara çekmek isteyenler olduğunu da biliyoruz. Biz böyle bir noktaya sürüklenmeyeceğiz. Biz kendi bildiğimiz doğruları halka anlatacağız. Ve o temelde halkın desteğini isteyeceğiz.Neticede takdir de halkın olacak”.

“Benim anladığım, gördüğüm, hissettiğim bu kurgunun bizi mutlaka federal bir çözüme götüreceğini bildikleri için Türk tarafı bunu masaya getirmek istemiyor. Görevde olan sayın Tatar ve ekibi Kıbrıs’ta bir federasyon olmasından korkuyorlar, istemiyorlar, arzu etmiyorlar….. Korktukları Rumların bizi tahakküm altına alması değil.Federal bir çözümü istemiyorlar. Yani federal bir çözüm olursa burası AB normlarında, dünya standartlarında bir ülke olacak.Ve burada kurulu bazı çıkar ilişkileri ortadan kalkacak, daha şeffaf hesap verilebilir böyle bir vizyon kendilerine ters geliyor. Çünkü mevcut kurgudan mutlu ve mesutlar. Hayatlarını bu  şekilde devam ettirmek istiyorlar.  Türkiye’de de bir seçim atmosferi orada da başladı. Türk kamuoyunun Kıbrıs’la ilgili görüşleri belli. Burada bir çözüm olursa oradaki hassasiyetler seçimde kimin  nasıl işine yarar o hesaplara girmek istemiyorlar”.

“Eğer biz Kıbrıslı Türkler olarak Sayın Cumhurbaşkanı birşey yapmaz ise Türkiye’deki seçimlerden önce Kıbrıs’ta öyle önemli bir gelişimin olmasını mümkün görmüyorum. Türk tarafı kartlarını kapalı tutacaktır. Çözümü zorlayan eskiden olduğu gibi bir tavır içerisine girmeyecektir. Biz zorlamadığımız için Rum tarafı da statükodan zaten memnun. Onlar da böyle bir çaba içerisine girmeyecektir. Ve statüko devam edecek… Bizim şuanda göremediğimiz bir nedenden dolayı Türkiye’de hava değişirse sayın Tatar ona göre hareket etmeyi gayet hızlı bir şekilde başaracaktır. Ondan şüphem yok”. “Sayın Mevlüt Çavuşoğlu ile dostluk ilişkilerimiz baki. Kendisi ile uzun zamandır doğrudan bir görüşmem olmadı. Ama Dışişleri Bakanlığının bazı yetkilileri ile diyaloglarım devam ediyor. Görüş alış verişinde bulunuyoruz”.

 

“Şöyle bir kısır döngü başladı. Halk arasında pire ısırdı çık yukarı derler. Öyle birşey var. Yani Türkiye bir söylüyorsa burada başta cumhurbaşkanlığı olmak üzere diğer taraftan hükümet yetkilileri de o bir söylerse biz üç söyleyelim şeklinde. Örneğin Türkiye ilk başta ne demişti. Biz her türlü çözüm modelinin masaya gelmesini istiyoruz. Bizimkiler ise biz sadece devlet konuşmak istiyoruz dediler. Yani birazda kraldan fazla kralcı yaranma çabası içerisinde. Bunun ne Türkiye’ye ne de bize yararı var. Bunu görebilmemiz lazım”.

“Çok derinden üzülüyorum. Kıbrıs konusunda verdiğimiz mücadeleler. Bunların birçok safasında şuanda karşı tarafta olan arkadaşlarla da mücadele verdik. Onların içerisinde de bunların nasıl verildiğini bilinler var. Mesela sayın Hasan Taçoy’a Avrupa Parlamentosunda ne mücadeleler verdiğimizi sorun kendisi anlatsın. Bunların ne kadar zor mücadeleler olduğunu. Avrupa Konseyi’nde yaşadıklarımızı oraya giden bizimle UBP’li vekilleri çağırın anlatsınlar. Bir oda için hak kazandığımızda, genel kurulda bir koltuk için hak kazandığımızda, Mali Yardım Tüzüğünün Rum engeline rağmen geçmesini sağladığımız, Yeşil Hat Tüzüğü’nün Rumların engellemelerine rağmen geçmesini sağladığımızı ve nasıl hissettiğimizi . Lokmacı Barikatı’nın herhangi bir tezimize zarar vermeden açılmasını sağladığımızı ve Rumların lobi gücü göz önünde tutulduğunda bunlar kolay şeyler değil. Bir avuç insan manevi güçle bunlar için seve seve mücadele verdi”.

“Peki şimdi yeni politika ile ne sağlanacak? Avrupa Konseyinde ek haklar mı elde edeceğiz? Yoksa Avrupa Birliği’nden Kıbrıs Türk toplumuna yönelik daha büyük yardımlar gelmesini mi sağlayacağız? Rum’un üzerinde baskı oluşmasını mı sağlayacağız? Deniz yetki alanları ile ilgili Türk tezlerine dünyanın yaklaşmasını, gelmesini mi sağlayacağız? Bütün bu sorulara cevap hayır olacak. Bu ülkeye bunu neden yapıyorlar? Ama bu şahıslara oy verenlerin de kendi kendilerine sormaları lazım. Ne yaptık biz? Çocuklarımızın nasıl bir geleceğe doğru yelken açılmasına vesile olduk? Bize ne faydası olacak? Bunun da herkes tarafından sorulması gerektiğini düşünüyorum”.